Depreme Dayanıklı Şehirler İçin Acil Çağrı

Depreme Dayanıklı Şehirler İçin Acil Çağrı
Yayınlama: 03.09.2025
A+
A-

Depreme Dayanıklı Şehirler İçin Planlı Dönüşüm ve Mimarlık Yasası Şart

Türkiye, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinde yer alıyor. Bu nedenle sadece Marmara ve Ege gibi yüksek riskli bölgelerde değil, ülkenin dört bir yanında deprem gerçeği göz ardı edilemez. Uzmanlar, özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen yapıların güncel deprem yönetmeliklerine uygun olmadığını ve ciddi risk taşıdığını vurguluyor. Aura Design Studio Kurucusu ve Mimar Filiz Cingi Yurdakul, bu noktada hem kritik yapıların güvenliği hem de kentsel dönüşüm sürecinde atılması gereken adımlara dikkat çekerek, kapsamlı bir envanter çalışmasının acilen başlatılması gerektiğini ifade ediyor.

Eski Yapı Stoku ve Riskler

Yurdakul, özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen binaların deprem yönetmeliklerine uygun olmadığını ve bu nedenle ciddi risk barındırdığını belirtiyor. İstanbul, İzmir, Bursa, Kocaeli gibi deprem riski yüksek şehirlerde eski yapı stokunun titizlikle incelenmesi gerektiğini söyleyen Yurdakul, “Başta hastane, okul ve kamu binaları olmak üzere kritik yapıların güvenliği öncelikli olarak ele alınmalı” dedi.

Envanter Çalışması Zorunlu

Türkiye genelinde bütüncül bir yapı envanter çalışması yapılmasının hayati öneme sahip olduğuna dikkat çeken Yurdakul, bu sayede binaların yaşı, kullanılan malzeme kalitesi, zemin özellikleri ve yönetmeliğe uygunluk durumunun netleşeceğini ifade etti. “Bu çalışmalar sonucunda hangi yapıların güçlendirileceği, hangilerinin ise yeniden inşa edileceği belirlenmelidir” diye konuştu.

Planlı ve Bölgesel Dönüşüm

Yurdakul’a göre riskli bölgelerde kentsel dönüşüm projeleri planlı ve koordineli bir şekilde yürütülmeli. Ancak bu sürecin yalnızca betonarme dönüşüm olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizdi. Sosyal etkiler, çevresel faktörler ve sürdürülebilirlik ilkelerinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirten Yurdakul, “Her bölgenin farklı zemin yapısı ve planlama koşulları vardır. İstanbul, İzmir veya Akdeniz kıyılarında aynı model uygulanamaz; her bölge için özel projeler geliştirilmelidir” dedi.

Japonya’dan Alınacak Dersler

Depremle mücadelede dünya örneklerinden faydalanmanın önemine değinen Yurdakul, özellikle Japonya’nın şehir planlamasındaki disiplin ve yüksek teknoloji kullanımına dikkat çekti. “Japonya, yüksek deprem riskine rağmen toplum bilinci, mühendislik çözümleri ve düzenli şehir planlaması sayesinde güvenli yaşam alanları yaratmayı başarmıştır. Türkiye’de de mühendislik, mimarlık ve şehircilik disiplinlerinin iş birliğiyle benzer bir yaklaşım benimsenmelidir” ifadelerini kullandı.

Mimarlık Yasası’nın Önemi

Yurdakul, depreme karşı mücadelede mimarların yalnızca estetik değil, güvenli ve dayanıklı yapılar üretme sorumluluğu olduğunu vurguladı. Bu noktada Mimarlık Yasası’nın bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Yurdakul, “Mimarlar, kentsel dönüşüm projelerine yön vermeli, toplumun bilinçlendirilmesinde aktif rol almalı ve kamu yararını gözeterek hareket etmelidir” dedi.

Türkiye’nin Kimliği Korunmalı

Depreme dayanıklı şehirler inşa etmenin yalnızca teknik çözümlerle sınırlı olmadığını belirten Yurdakul, sosyal farkındalık ve koordinasyonun da en az teknik çalışmalar kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Kamu kurumları, özel sektör, mimarlar, mühendisler ve halkın birlikte hareket etmesi gerektiğini söyleyen Yurdakul, “Depremle mücadele sadece binaları güçlendirmek değildir. Aynı zamanda Türkiye’nin tarihi, kültürel ve mimari değerlerini koruyarak gelecek nesillere aktarmaktır” sözleriyle açıklamalarını noktaladı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.