Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle deprem gerçeğiyle sürekli yüzleşen bir ülke. Bu gerçeklik, şehirlerimizin ve konutlarımızın güvenliği meselesini en önemli gündem maddelerimizden biri haline getiriyor. Son olarak Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde yaşanan 6,1 büyüklüğündeki deprem, bu durumu bir kez daha acı bir şekilde hatırlattı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un deprem bölgesinde yaptığı konuşmada vurguladığı “kentsel dönüşüm siyasetin değil, hayatın konusudur” sözü, bu meselenin yalnızca teknik bir konu olmadığını, aynı zamanda bir milli güvenlik ve insaniyet meselesi olduğunu gözler önüne seriyor. Bu makalede, kentsel dönüşümün neden siyasi çekişmelerin ötesinde, ortak akıl ve eylem gerektiren hayati bir konu olduğunu inceleyeceğiz.
Türkiye, yüzlerce yıldır aktif fay hatları üzerinde yer alan bir coğrafya. Bu jeolojik gerçek, şehirlerimizin afetlere karşı hazırlıklı olmasını zorunlu kılıyor. Binalarımızın dayanıklılığını artırmak, altyapıyı güçlendirmek ve riskli yapı stoğunu dönüştürmek, sadece can ve mal güvenliğimiz için değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal istikrarımız için de hayati öneme sahip. Her bir deprem, bu acı dersi yeniden almamıza neden oluyor. Balıkesir’deki deprem de, ne kadar küçük olursa olsun, bize kentsel dönüşümün ne kadar acil bir mesele olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bakan Kurum’un da ifade ettiği gibi, kentsel dönüşüm sadece bir imar veya yapılaşma meselesi değil, aynı zamanda bir milli güvenlik sorunudur. Güvensiz ve riskli yapıların bulunduğu şehirler, olası bir depremde büyük can kayıplarına ve ekonomik yıkıma yol açabilir. Bu durum, sadece bireysel kayıplara değil, aynı zamanda ülkenin genel direncine ve geleceğine de zarar verir. Bu nedenle, kentsel dönüşüm, siyasi görüşlerden bağımsız olarak, tüm toplumun ortak hedefi olmalıdır.
Kentsel dönüşümün başarılı olabilmesi için devletin, yerel yönetimlerin ve vatandaşların ortak bir paydada buluşması gerekiyor. Merkezi hükümet, sosyal konut projeleri ve dönüşüm teşvikleriyle süreci hızlandırırken, yerel yönetimlerin de siyasi kaygıları bir kenara bırakarak bu projelere tam destek vermesi şart. Vatandaşların da bu süreçte aktif rol oynaması, evlerinin yenilenmesi için başvuruda bulunması ve sürece güven duyması büyük önem taşıyor. Unutmamak gerekir ki, her gecikme bir cana mal olabilir.
Sonuç olarak, Balıkesir’de atılan yeni konut temelleri, Türkiye’nin kentsel dönüşüm yolculuğunda attığı kararlı adımları simgeliyor. Bu adımların devamı için siyasi çekişmelerden arınmış, ortak akıl ve işbirliğine dayalı bir yaklaşım benimsememiz şart. Çünkü kentsel dönüşüm, siyasetin değil, hayatın konusudur.