Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, üniversite adaylarının gündeminde bu kez barınma sorunu var. Devlet yurtlarının sınırlı kapasitesi, özel yurtlardaki yüksek ücretler ve kontenjan sıkıntısı, öğrencileri kiralık ev arayışına itiyor. Ancak özellikle İstanbul gibi büyükşehirlerde kira bedellerinin rekor seviyelere ulaşması, hem öğrenciler hem de aileleri için büyük bir maddi yük oluşturuyor. Kadıköy ve Beşiktaş gibi ilçelerde kiraların 45 bin TL’den başlaması, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Üstelik kira sürecinde karşılaşılabilecek hukuki sorunlar, öğrencilerin yaşamını hem ekonomik hem de hukuki açıdan daha da karmaşık hale getiriyor.
YKS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, üniversite öğrencilerinin barınma sorunu yeniden gündemin ilk sıralarına taşındı. Devlet yurtlarının yetersiz kapasitesi, özel yurtların yüksek ücretleri ve kontenjan sınırlamaları, öğrencileri kiralık ev arayışına yönlendiriyor. Ancak özellikle İstanbul gibi büyükşehirlerdeki kira fiyatları, hem öğrenciler hem de aileleri için ciddi bir ekonomik yük oluşturuyor. Kadıköy ve Beşiktaş gibi ilçelerde kiralar 45 bin TL’den başlıyor.
Heyecanla üniversite hayatına adım atan birçok öğrenci, tercih sürecinde barınma sorununu çözmeye çalışırken maddi ve hukuki engellerle karşılaşıyor. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucularından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, kiralık ev tutacak öğrenciler ve ailelerine yönelik önemli uyarılarda bulundu.
Kira ilişkilerinde yaşanan sorunların çoğunun temelinde yazılı delil eksikliği olduğunu vurgulayan Şimşek, sözleşmenin mutlaka yazılı yapılması gerektiğini belirtti. “Kira bedeli, artış oranı, ödeme tarihleri ve depozito gibi unsurlar açıkça yazılmalı. Sözlü anlaşmalarda ispat yükü kiralayana ait olsa da, ödeme ve şartların kanıtlanması çoğunlukla kiracının sorumluluğunda kalır.” dedi.
Erken tahliye konusunda da Yargıtay 6. Hukuk Dairesi kararına dikkat çeken Şimşek, “Sözleşme bitmeden tek taraflı fesih halinde, kiracı kural olarak kira süresi sonuna kadar ödeme yapmakla yükümlüdür. Bu nedenle erken tahliye şartları incelenmelidir.” uyarısında bulundu.
Danıştay kararına göre, “öğrenci apartı, pansiyon, stüdyo daire veya yurt” gibi barınma yerleri Milli Eğitim Bakanlığı denetiminde olmalı. Öğrencilerin, kiralayacakları yerin yasal izin belgelerini kontrol etmeleri tavsiye ediliyor.
Vergi mevzuatına göre, belirli tutarın üzerindeki kira ödemelerinin banka veya PTT aracılığıyla yapılması zorunlu. Elden ödeme durumunda ispat yükünün kiracıya ait olduğunu hatırlatan Şimşek, “Elden ödeme yapılırsa mutlaka tarih, miktar, ilgili ay ve imzaları içeren makbuz alınmalı.” dedi.
Birden fazla öğrencinin yaşadığı evlerde sözleşmenin sadece bir kişi adına yapılması, tüm hukuki sorumluluğun o kişiye yüklenmesine neden oluyor. En güvenli yöntem, tüm öğrencilerin müşterek kiracı olarak sözleşmede yer alması veya diğer öğrencilerin kefil olarak eklenmesi.
Sözleşmeye sonradan kiracı eklenmesi için kiraya verenin yazılı onayı gerekiyor. Bu işlem, ek protokolle veya mevcut sözleşmeye imza eklenerek yapılmalı. Ayrıca sözleşmede alt kiralama yasağı olup olmadığı kontrol edilmeli.
Av. Elvan Kakıcı Şimşek, “Üniversite öğrencilerinin ev kiralarken hukuki süreçleri bilerek hareket etmeleri, olası mağduriyetlerin önüne geçer. Yazılı ve net sözleşmeler, resmi ödeme yöntemleri ve yasal izinlerin kontrolü, öğrenciler ve aileler için güvence sağlar.” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.